GenelYorum yapılmamış

Ben Melek Değilim:Trabzon’un  küçük bir köyünde iki odalı bir evde dünyaya geldim, babam fabrika işçisi annem ev ve köy işleriyle uğraşırdı. Anneden 6 Babadan yedi kardeştik, ben annemin 5. Siydim. İki odalı bir evde, Büyük babam, büyük Annem, Babam, Annem ve 7 çocuk yaşıyorduk. 

Yeşildi bizim oralar; doğosı yeşil, havası sert, kışları aşırı kar yağardı yazları ise kavurucu sıcağında geçerdi. Köyün geçim kaynağı herkesin 5-10 tane büyük baş hayvanı vardı birde ailenin ihtiyacını karşılayacak kadar mısır tarlaları vardı, tarlalarda mısır, kara lahana, fasulye, patetes, kabak gibi mahsüller olurdu onlarda ailenin kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar olurdu fazlası yoktu. O dönemlerde köyde kimse şehirlere göç etmezdi ama gurbetcilik vardı, Ailenin erkek üyeleri ilkokulu bitirince gurbete veya yevmiyeci olarak yakın şehirlere giderlerdi oralardan kazandıkları paralarla aileler diğer ihtiyaçlarını karşılardılar. Memleketin yeşili çoktu, bahar gelince yeşilin her tonunu görmek mümkün dü, insanlar büyük şehirlerin betonlaşmış mahallelerini görmedikleri için onlar için yeşil sadece çalışmak anlamına gelirdi. 
Dışardan bilindiği gibi karadeniz kadını çalışır, erkeği ise kahvede oyun oynamazdı, Karadeniz insanı Erkek, Kadın birlikte çalışırlardı aralarında muhteşem bir iş paylasımı vardı. 
İlkokulu bitirince banada gurbet yolu göründü, ve İstanbul’a doğru savurdu hayat benide, benimde irili ufaklı hayallerim vardı, sonuçta İstanbul’un taşı toprağı altın diye tanıttılar bize İstanbul’u bizde gidip İstanbul’un taşından toprağından nasibimize düşeni alacaktık. İstanbul’a geldikten sonra büyük ağabeyim konfeksiyon atölyesi çalıştırıyordu geldiğim günün ertesi bende ağabeyimin konfeksiyonunda iş başı yaptım, ilk kez Anne ve Babamdan ayrılmıştim gün geçtikçe özlemeye başlamıştım bazen yanlız kaldığım zamanlarda aklıma gelirlerdi ve göz yaşlarımı tutamazdım, sonuçta 12 yaşındayım ve ilk kez ayrılmışım. 
Zaman geçtikçe bir yandan İstanbul’a alışmaya başlamıştım bir yandan da özlemim daha fazla artmaya başlamıştı. Yaklaşık 8 ay sonra ağabeyime memlekete gitmek istediğimi söyledim elbette gitmeme müsade etmedi bende gece düşündüm ve sabah gittim otobüs biletimi aldım ve kimseye haber vermeden memlekete doğru yola çıktım, çıktım çıkmasınada otobüs hareket ettikten sonra benide düşünceler sardı, geri dönüşüm nasıl olacak, tekrardan ağabeyim beni kabul edecek mi, habersiz gittiğim için tepkisi ne olacak, memlekete varıncaya kadar kafamdaki deli sorulara cevap aradım ve hiç bir cevap bulamadım ama hayırlısıyla memlekete vardım. İlçeden köye çıkarken bizde adettendir Trabzon ekmeği, bir kaç çeşitte meyve alınır bende markete uğrayıp ekmek ve meyveleri aldıktan sonra köyün minibüsüne yerleştirdim, bir yandan çok mutluyum, diğer yandan hüzünlü gibi duruyorum. 
Nihayetinde köyün minibüsüyle köye çıktık, minibüsten indim ve eve doğru yürümeye başladım, evimiz yola yakındı 100 netre yürüyünce eve varabildim. Kapıdan içeri girdiğimde annem ve babamı karşımda gördüm nasılda özlemişim ikisinede sıkı sıkı sarıldım. Sofralar kuruldu yemeğimizi yedik biraz muhabbet ettik hasret giderdik artık yatma zamanı geldi, o zamanlarda köy yerlerinde erkenden yatılır erkenden kalkılırdı, öyle saat 12 lere kadar oturma diye bir şey yoktu. 
Yol yorgunluğuyla birlikte gece güzel bir uyku uyudum sabah olunca kalktık kahvaltı yapmak için sofraya oturduk yedik içtik, kahvaltıdan sonra ev halkının kimi tarlaya kimi çayıra kimi hayvanlara derken ben kaldım tek başıma neyse bende çıktım dışarı mahalleyi biraz turladım köyde olan eş dost akrabaları ve arkadaşları ziyaret ettim ilk günümü bu şekilde geçirdim akşam olunca yine ev halkı eve toplandık tekrardan yedik içtik ve babam tarafından sorgular başladı, ne yaptın, ne ettin, kimlen geldin, ne zaman geri gideceksin, bu ve buna benzer onlarca soru soruldu bende bazılarına cevap verdim bazılarını geçiştirmeyi başardım ama sorulardan bir tanesinin cevabını bilmiyordum, ne zaman geri gideceksin?
Aradan bir kaç gün geçti teyzemin oğlu kuran kursunda okuyordu o da izine gelmişti köye biraz onunla muhabbet ettik ve bana kursu anlattı aklıma hemen bir fikir geldi ben İstanbul’a geri dönmeyeceğim yatılı olarak kuran kursuna gideceğim, ve eve gelince anneme açıldım, dedim anne ben ağabeyimin müsadesi olmadan geldim ve artık geri dönmek istemiyorum yatılı olarak kuran kursuna gitmek istiyorum. Biliyordum kuran kursunda okuma isteğime Annem ve babam olumlu cevap vereceklerdir, öylede oldu annem babamla konuşmuş ve babam hiç itiraz etmeden kabul etmiş bende omuzlarımdan ağır bir yükü atmış oldum.
 
1. Bölümün sonu 
2. Bölümde görüşünceye dek hoşçakalın. 
 
 
 
 

Yorum yapan ilk sen ol.

Bir yorum ekle